İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı

Son günlerde ihracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı duruma geldi. Avrupa’da  kriz ve komşulardaki siyasi çalkantılar var. Böylece bu durumlar  ihracatta alacakların tahsilini zorlaştırdı. İhtilaflı dosyaların sayısı artıyor. Türk ihracatçısı, ekonomik daralma ve süregiden kriz ortamından etkileniyor. Ayrıca bu problemlerden dolayı Avrupa Birliği’ndeki müşterileriyle giderek daha fazla alacak sorunu yaşamaya başladı.

Dahası, Türkler genelde açık hesap ve mal mukabili satışı tercih ediyor. Bu tür ticaret, ticaretin en riskli yönleri olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ihracat alacaklarının tahsili ve ödeme sorunlarının uzlaşma yoluyla çözümü gerekiyor. Bu konularda hizmet veren tek firma olan ARS Danışmanlık’tır. Bu firmanın kurucusu ve genel müdürü Ayşe Burcu Arslan, bu bozulmanın varlığına dikkat çekiyor. Ayrıca rakamlardaki artışın 2015’te daha çok ortaya çıkacağını belirtiyor. Özellikle ilk üç ayda bir önceki yılın aynı dönemine göre dosyaların sayısında ciddi bir artış olduğunu belirtiyor Arslan.

Bu sadece Türkiye’ye has bir durum değil üstelik. Bütün dünya için geçerli bir eğilim söz konusu. GCS Group verilerine göre 2011 ve 2014 yılları arasında GCS ortakları arasında 1,8 milyar dolar üzerinde alacak tutarı takip edilmiş. Üstelik bunun 1,1 milyar doları sırf 2014 yılına ait. Aynı dönemde GCS partnerleri arasında 128 bin dosya paylaşılmış. Bu dosyaların 46 bini 2014 yılında gerçekleşmiş.

İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı

Banka Akreditiflerine Müracaat Etmeyenler

İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı olmasına rağmen başka bir durum dikkat çekiyor. Başka bir deyişle ihtilaflı dosyalar ve tahsilatta başarının daha az olduğu bölge Ortadoğu’dur. Bundan dolayı Türk ihracatçılar, özellikle siyasi ve ekonomik istikrarın bozuk olduğu ülkelerde peşin ödemeyle çalışıyorlar. Mesela, 2014 Ocak ile 2015 Ocak arasında ihracatın en çok arttığı ilk 10 ülke arasında bulunan Bahreyn ve Yemen’de istikrarsızlık var. Bu sebeple bu ülkelere mal satan firmalar peşin çalışıyor. Sonuç olarak bu ülkelerdeki müşteriler de bunu kabul ediyor.

Dosyalardaki artış olmasına rağmen Türkler ticaret alışkanlığını değiştirmiyor. Kısacası  Türk satıcıları  banka akreditifleri gibi daha güvenli yöntemlere müracaat etmiyor. Bu durumu Arslan şöyle açıklıyor: Türk şirketler genelde kâr marjlarının çok düşük olduğu sektörlerde güvene dayalı ticaret yapıyor. Bu sektörlerde rekabet de oldukça yoğun. Meselâ sipariş iki gün gecikse Avrupalı alıcı tereddütsüz rakibe kayabiliyor. Banka garantili çalışmayı bu firmalar kabul etmek istemiyor.

Üstelik, Avrupa’nın ekonomik koşullarındaki sıkıntılar mal mukabili çalışma ve vadeli ihracatı dayatıyor. Öte yandan vadeli veya açık hesapla iş yapan Türk firmalar, Avrupalı firmalara ve Avrupa’daki hukuk sistemine güveniyorlar. Bu kıtada iş yapan firmalar haklarında kara listeye alınma ve icra takibine maruz kalma gibi itibar düşürücü gelişmelerden epey korkuyor ve bu yüzden borçlarına sadakat gösteriyorlar ki bu da Türklerin mal mukabili ticarete rıza göstermesini kolaylaştırıyor.

İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı

Domino Etkisi

Ne var ki doların bütün temel para birimleri karşısında son dönemde oldukça değer kazandı. Ama paralelinde Euro/dolar paritesindeki gelişmeler, hem Türkiye’de hem dünyada, firmaların ödeme önceliklerini değiştirmesine yol açtı, diyor Arslan. Üretimin devam etmesini ve istihdam maliyetlerini önceleyen firmalar artık mecburen yurtdışı müşterisine yapacağı ödemeleri ertelemeye daha meyilli hâle geldi. Bu da domino etkisiyle çok daha geniş dairede bir tahribata yol açabiliyor.

Tahsilatlardaki gecikmeler ihracatçı için nakit akış dengelerini bozmaya başladı. Gelir gider dengelerindeki çalkantılar ödeme davranışlarına yansıyor. Tahsil edemediği alacaklardan dolayı borçlu duruma düşüp ödemelerini geciktiriyorlar. Temsil ettikleri borçluların genelde bu türlü bir konjonktürün kurbanı olduğunu anlatıyor Arslan. Bunu da yurtdışı alacaklılara en iyi kendilerinin izah edebileceğini savunuyor.

  • Alacaklılara, borçlunun kötü niyetli olmadığını,
  • Geçici ve dışsal birtakım mali sıkıntılar yüzünden ödemelerde aksama yaşandığını,
  • Bir yeniden yapılandırmayla borçları takvime bağlayıp müşteri ilişkilerini zedelemeden,
  • Hukuki sürece başvurmadan ilişkinin sürdürülebileceğini anlatıyorlar.

Ödemelerle İlgili Anlaşmazlıklar

İletişim kanallarını açtıktan sonra da ödemelerle ilgili anlaşmazlıkların halli genelde mümkün oluyor.

Alacaklılar da yasal takip sürecine girmek istemediklerinden, sunulan tekliflere genelde sıcak yaklaşıyor.

  • Yasal takipte ilave masraflar çıkması,
  • Mahkeme süreçlerinin uzunluğu,
  • Lehlerine çözümlense bile ödemelerin aksayacağı ihtimali yüzünden alacaklı bazen borcunun bir kısmından vazgeçebiliyor.

Tabii kimi firmalar yasal takipte ısrarlı olabiliyor. Bu durumda da ARS, bu konuda da raporlama yöntemiyle müşterisine ilave destek sunuyor. ARS Danışmanlık bir hukuk şirketi değil. Borçların tahsilatında, yasal takip öncesindeki süreçte alacakların sulh yoluyla tahsili için gerekli görüşmeleri yapıyor. Hukuk firmaları borçluyu yasal takip ile tehdit ediyor. Gerekirse dava süreçlerini başlatıyor. Borçların tahsilini temin ediyor. İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı konu kapsamında şunu söyleyelim: Arslan’ın firması ise, borçluyla önce sağlıklı bir iletişime geçmek odaklı. Ödemenin aksama sebeplerini tespit ediyor öncelikle. Sonra bir uzlaşı zemini oluşturuyor. Bu sayede ödemenin gerçekleşmesini sağlıyor. Borçluyu tanıyıp dosyayı enikonu inceliyor. Sonra borçlunun ödeme gücü ve niyeti hakkında da yeterli karineler oluşturmaya çalışıyorlar.

KOBİ’ler arasında bilinç az

Özellikle KOBİ’ler, alacaklarının tahsili için böyle bir yolun varlığından habersizmiş. Kimi, dış ticaret, hukuk ve muhasebe müdürlükleri gibi kendi iç bünyesindeki birimler ile süreci yönetmeye çalışıyor. Ama bunlar çoğunlukla ihracat alacakları ve uluslararası mevzuatlar hakkında yeterli uzmanlığa sahip değiller. Bu nedenle başarı oranları düşük kalıyor. Arslan daha temelde başka bir sorundan da bahsediyor: Türk firmalarının çoğunda dış ticarette kendilerini güvenceye alacak tedbirler hakkında gelişmiş bir şuur yok.

Arslan,

  • “Müşterilerimizin yüzde 80’inde satış sözleşmesi yok.  Genellikle proforma fatura üzerinde belirtilen tarihler, anlaşmalar, formlar, vesaireler yeterli görülüyor.” diye açıklıyor bu durumu. Bazen alacaklının, mal sattığı firma hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığı bile ortaya çıkabiliyor. Ne bir vergi levhası, ne sicil belgesi mevcut. “Çalışmaya başlamadan evvel bir istihbarat araştırması yapmamış. Böyle bir firma var mı yurtdışında? Fuarda tanışmış; takım elbiseli çok tatlı bir adamdı, diyor. Sitesi de var. Web sitesi güzelse, çok harika bir firmadır diye düşünüyor. Bazen incelemeye başlıyoruz, o ülkede öyle kayıtlı bir firma bile yok.”

İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı

İSTİHBARAT HİZMETİ

ARS Danışmanlık, yüzde 80 gibi ağırlıklı bir oranda uluslararası düzlemde ve şirketler arası ihtilafların hallinde çalışıyor. Bununla birlikte, mesela Amerikan üniversitelerinin borçlu mezunlarıyla veya Türkiye’deki hastanelerin taburcu olmuş ama faturayı ödemeyi aksatmış müşterileriyle olduğu gibi şirket ve bireyler arasındaki nizaların çözümü için de mesai sarf ediyorlar. Veya mesela Katar ve Bahreyn gibi ülkelerden bankalarla çok sıklıkla çalıştıklarını anlatıyor Arslan. Buralardaki bankalardan bireysel krediler çekip ödemeyenlerin ikna edilmeleri için aracılık faaliyetleri de yapabiliyorlar.

ARS Danışmanlık, kendine has tüzel kişiliği bulunmasının yanında, GCS adlı Avustralya merkezli bir uluslararası firmanın Türkiye temsilcisi olarak faaliyet gösteriyor. Bu üyelik firmaya sadece yerel ve küresel bir itibar kazandırmakla kalmıyor, firmanın faal olduğu 85 ülkeden Türkiye’yle ilgili dosyaların intikal etmesini ve Türkiye’deki müşterilerin başka memleketlerdeki alacak sorunlarının çözümü için daha etkili bağlantılar kurmasını da sağlıyormuş. Böylece borçlunun ülkesindeki hukuki mevzuatı bilen kişilerle çalışma imkânı buluyorlar. ARS, ticaret yapılacak firmalar hakkında araştırma hizmeti de sunuyor. İstihbarat araştırması ile yurtdışındaki firmanın itibarını belirliyor. O firmanın yerel medyasında, o şirket hakkında ne gibi haberler çıkmış, bu tespit ediliyor. Firmanın acenteleri ve distribütörleri gibi çalıştığı başka şirketler varsa bunlarla irtibata geçilerek onların söz konusu firmadan memnuniyet dereceleri çıkarılıyor. İhracatçı Avrupa’daki krizden alacaklı makalemizde gördüğünüz gibi ARS Danışmanlık tahsilat yönetiminde profesyonel bir firma olarak faaliyetlerini sürdürüyor.